Küçük bir çocukken düşlerdik yağmurda ıslanmayı, birlikte Dalları birbirine girmiş ıhlamur ağacı yapraklarını sonbaharda bıraktı umutları bir bir savurarak. İşte son tren de geçti çekilmez karanlığın arasından; bütün bir sonbahar bekledim, gelmedin. Mavi
1. akşamın dördünde karşında durdum gökkuşağından bir renk çalınmış gözlerine çaresizliğimi martı kanatlarında unuttum içimdeki hevesim yağmur gibi üzerine maviliğinde bir kuğu bakışı buldum. 2. masum bakışların eskide kalmış ellerin yine bana uzanır...
İstanbul kimseye kalmayacak Bakışlarından denize bıraktığın yalnızlık Yağmur deyip üzerimize yağacak Eğer dizlerimde kırılacaksa dalgalar Ellerimi parçalayacaksa rüzgar Bu şehirde büyük felaket olacak İstanbul kimseye kalmayacak Kim bırakabilir içindekini Sevdiği şarkıların prensesi bir...
kıvılcımlar hissettim yüreğimde bir masanın etrafında iki kişi arkada gözlerime inen tül perde bir mumun ışığında ağlıyor biri üstelik ikisi de göz göze durdum ortada müzik çalıyordu zaman delinmişti ellerimi...
Yağmurdan kaçma düşersin Bu şehir usanmaz ıslanmaktan Sen mavi gözlerinle bir meleksin Yanakların kızarmış ağlamaktan Bir dinle yağmuru belki seversin Pendenin ardı ıslanır geceleri Eflatun rüyalarında sırılsıklam İkibüklüm dolaşır yıldızlar Meyhanelerde keman sesleri Çamlıca'ya...
Yokuştan akan kirli yalnızlık Kaldırımlarda ayak izleri siliniyor Sürüklenen insanlar, kötü kalabalık Herkes sığınacak bir kalp arıyor Her köşe başında satılık kürkler Biri ötekinin postunu satıyor Işıklarda ıslanmış ağlayan çocuk Kırmızı yandı...
Sığındığım şehirler onu silemiyor Dağılmış içlerime mağrur bir duman gibi Dokunduğum hiç kimse bitiremiyor Gözleri silahımdaki son mermi Ölmek bile aklıma onu getiriyor Mavi
Percenin ardında yağmur İçeride ılık bir hava ve gözlerimde hayalin baharı müjdeleyen bir edâ. Mavi
Öyle bir andayım ki hiçbir şey istemiyor canım kelimeler düşledim tasarladım eski bir ses kulağımdaki yağmurdan sakladım sarmaladım Öyle bir andayım ki bir uçurtmanın kanatlarındayım ellerini aradım, bulamadım bu gözler senin, kollarımdaki asla...
mehtabı seyrettik derin uykularda yalnızlığa yakışır çay yudumları içimizi ürperten soğuk bir kasım göğe yükselen sigara dumanı bir kadın bekliyor ışıklarda her gece farklı arabaya biniyor köşede bir başkası onu...
gündüzleri deniz kıyısında yalnızlığın ellerinden tutmuşsun kar tanelerini düşleyip geceleri bir muhacirin esiri olmuşsun seni terk edişi kasım gecesi dağınık bulutlar o deniz kıyısında ayazın, sesinde uğultulu titreyişi son kez ıslandığınız yağmurda gözleri...
Elime böğürtlenli krem sürdüm Köşebaşında durup saatlerce kokladım Seni iki gün önce gördüm Nefesinde duyduğum o eşsiz Çilekli kokuyu aradım Yaknızlıktan başka bir şey bulamadım. Mavi